28 Kasım 2009 Cumartesi

kısa saç candır

Uzun süredir bir çeşit depresyondaydım. Abartılcak bir şey yok ama bikaç gün bir başıma kalmak pek yaramadı bana. Bir başıma da kalmadım gerçi, zira Damlacım sağolsun iki gün sahip çıktı bana, odasında falan ağırladı hatta şort bile verdi giymem için, o derece sahip çıktı. Amma velakin ben odada yalnız başıma uyumak durumunda kaldığım bir 5 saatlik süre içinde korkunç bir kabus gördüm. Hatta belki de karabasandır, orasını bilemicem. Ama kalktığımda nefes nefeseyeydim, boynum tutulmuştu ve hayat enercim çekilip alınmıştı. Bunda uzun süre sonra uçak yolculuğu yapıcak olmamın da etkisi vardı kuşkusuz. Zira son yolculuğum oldukça tribülanslı geçince, uzun süre uçağa binmeme kararı almıştım ve bunu da gerçekleştirmiştim lakin gelin görün ki bayram arifesinde otobüs çilesini çekmektense uçağı yeğlemiştim, bunun vücümda meydana getirdiği psikolojik ve fizyolojik etkilerini düşünmeksizin.

Uçak yolculuğuma gelince, o da hayli atraksiyonlu geçti. Perşmbe günü önce Havaş'ı kaçırdım. Akıllı adamlar saat başı olan otobüsleri bayram nedeniyle yarım saatte bir'e düşürmüşler. Böylelikle zor da olsa alana yetişsem de, THY( evet isim veriyorum çünkü çok sinirlendim) ve Sun Express'in ortak uçuş yapmalarına rağmen bundan bihaber olmaları nedeniyle uçağımı kaçırdım. Bu olaydaki en büyük suçlu kuşkusuz o salak, beceriksiz, mıy mıy konuşan yer hostesi! Sanırım hala sinirliyim. Neyse en sonunda ona buna bağırıp çağırarak diğer uçağa bilet koparabildim. 19.30 uçağıyla İzmirciğime yola koyuldum ve sanırım uzun süreden beri ilk defa uçağım tribülansa girmedi, sakin sakin geldi vallahi. Pek mutlu oldum. Ama onca aksilikten sonra bunu haketmiştim.

Bütün yaşanan bu olaylar mı saçımı kestirmeye itti beni? Hayır. Bunun tek sorumlusu sevgili bölüm arkadaşım Ercanla izlediğim My Blueberry Nights filmindeeki sevgili Rachel Weisz'dı. Kadın güzel zaten evet, ama o saçlar da pek yakışmıştı yahu. Ben de neden olmasın dedim, zaten kesilicekti saçlarım milyonlarca kırığı yüzünden, azıcık kısa kesilse nolur ki, dedim. Sanırım beni en çok gaza getiren şey şu klişe sözdü: "Kökü bende değil mi, nasıl olsa uzar." Saçlarımın son durumuna gelince; şu an fönlü olduğu için gayet başarılı, yıkanınca nolucak, gerçekten Rachelınki kadar güzel oalcak mı, bunlar hala birer soru işareti. En kısa zamanda yıkayıp öğrenmek lazım.Bu arada cağnım bölüm arkadaşım Ayşeeen, İzmire gel zira pek güzel olmuş. Belki okul basketbol koçu bi gezi ayarlar. Kih kih kih :)

Sabah Yıldız Kenter vardı televizyonda. Yaşayan efsane adeta kadın, harika bir şey yahu. Söyleyecek kelime bulamadım ve sanırım kendisiyle tanıştığım için çok şanslıyım; ama asıl şanslı olan Orkuncuğum ben dolaylı şanslıyım bu durumda. Yıldız Kenter'e geri dönersek, kendisi NTVdeki bir programa konuktu. Bayram olduğu içün çeşitli sohbetler yapıyorlar sanırım çeşitli insanlarla. Ben de kıyısından köşesinden izledim. Bana bayram olduğunu hatırlatan yegane şeylerden bu televizyondaki enteresan konseptli programlar, tatlılar ve toplanan harçlıklar. O halde herkese iyi bayramlar efenim!

1 yorum:

  1. ailecek beğenerek okuyorum dikkat edersen:)
    kıyamam ya uçağını mı kaçırdın sen:(
    ben de istanbulda aklımı kaçırdım çabuk gel platin sarısına az kaldı!!!

    YanıtlaSil

birileri bir şeyler mi demiş?