Sevgili bulogcuğuma yazmayalı baya da zaman geçmiş bakınca..Arayı açmış bu sefer, ama işte sınavlar falan derken (tek bir sınavdı gerçi ama) arada çok değer verilen şeyler bile kaynayabiliyor. Amma haftanın kapanışını pek güzel yaptık; Damlacığımın sevgili sevgilisi Çağrı'nın doğumgününü Nar Pera'da birçok arkadaşın katılımıyla gerçekleştirdik. Bütüün geceden aklımda kalanlarsa:
- Birlikte takılmak üzere Burger önünde buluşmak için sözleştiğimizde hiçbir zaman Orkunumu göremezken, bu sefer o bambaşka bir arkadaşını beklerken benim gözümün Burger'in önüne kayması suretiyle kendisini şapadan diye gördüğüm an ve o an uğradığım şaşkınlıktır. Evet, bu doğa üstü bir olaydır, cuma gecesi Burger önündeki onca insan arasından Orkunu arıyormuşçasına adeta çekip çıkarmam tesadüfle açıklanacak bir şey değildir. Her bff'nin başına gelmez.
- Bütün gece en çok güldüğüm an (Çağrı'nın sarhoş olduktan sonra yaptıklarını saymıyorum tabi) Fransız Kültürü'nden koparıp aldığım Onurcuğumun, şekerparemin, yavru kuzumun (evet, sen artık bunların hepsini hakediyosun ve evet purofayıl pikçırın artık çok başarılı!) mekan yolunda Buket'in sailing sırasında denize düştüğünü söylemesi ve yolun ortasında uzun müddet buna kopmamdır. Halbuki kimsenin denize düştüğü falan yokmuş, ama Onur kazana düşmüş!
- 10 saatlik açlığım sebebiyle "Ne yesem?" diye umutsuzca dolaşırken etrafta Orkunumun imdadıma elinde bir cheeseburger'la yetişmesidir. Bu çocuğu neden seviyorum diyorum ben de..
- Veeeee, Çağrı! Bize shotlar, biralar ısmarlamasının yanında, hem Thales'te hem de Beyoğlu'nın ortasında söyledikleriyle karnıma krampların girmesine, yanaklarımın botoks yaptırmışçasına gerilmesine neden olan insan, doğumgünüsü çocuğu! Gece boyunca Sarp'ın bir şeyler içmesi konusunda ısrar eden, barış (kendi deyimiyle piiiiiyyyzzz) yanlısı, dört artı bir evde İKİ kişi kalan ve ısrarla her birimizi evine davet eden, küçücük kalbinde Hüs'e, Polat'a, Kadir'e, Sarp'a,Gizem'e, Nuri'ye ve bana yer ayıran (Damlayı saymıyorum zaten, nasıl olsa onun için kocaman var diye), bütün hesabı kapatan ama tip'e içimizden ne koparsa üç, beş, yedi, dokuz ve evet tam ON İKİ bırakmamızı isteyen Çağrıcık, tekrar iyi ki doğdun!

- Bu vesileyle Çağrı'dan bir gün sonra doğan Kadirciğin de doğumgününü tekrar kutlayalım!
Bugün Sertancığım ve Cemciğimle yaptığım telefon konuşması göstermiştir ki; çok özlemişim ikisini de, ve İzmiri de (zira beni aradıkları sırada Pasaportta olduklarını söylemeleri içime fena bir İzmir özlemi koymamış değildir.) ve ayrıca sesim güzelmiş(?). İkisinin de sarhoş olduklarını düşünmüyor değilim zaman zaman ya da en az benim onları özlediğim kadar onlar da beni
özlemişler. Ve evet Sertanım biz çok iyiyiz bu dünyaya, bu yüzden derbederiz!

Bugün inanılmaz bir baş ağrısı ve sonrasında hafif bir ateş bana "domuz gribi" çanlarını yine
çaldırtmadı değil zira Ekin'in domuz gribi olma ihtimalini düşünüp Samsun'a gideceği için vedalaşma merasiminde kendisiyle temas etmem en büyük aptallığım olabilir diye düşünürken akşama doğru özellikle bir çok kez farklı zamanlarda yemek yemem beni kendime getirdi. İyiyim iyiyim, virüsler msnden falan bulaşmaya başlamadığı sürece bu evreyi atlatabilirim.
Dizimde ne zaman, nerde ve nasıl olduğunu bilmediğim kocaman bir kızarıklık var. Muhtemelen dün gece oldu ama bugün fark edebildim. Felaket bir acısı var temas halinde ama ne ara olduğu konusunda herhangi bir fikrim yok. Gece yanımda olanlardan bir fikir istiyorum efendim, yoksa bu "kırmızı" bir leke olarak tarih sayfalarına geçicek..

Şarkıları kafama takmaya çok müsait olan bünyem, yine birçok şarkıyı taktı yazmayalı. En önemlisi ve böyle başıboş gecelerde bile insanı anında keyiflendiren Mika'nın Grace Kelly'si oldu. Bu sefer Gizemcim Nuricim ortak yapımı. Kıpır kıpır bir şey, mutsuzsanız dinleyiniz. Ve bir gün herkes Sezen Aksu sevecek! Evet, çok iddialıyım.
bil bakalım ben kimim?:)))
YanıtlaSilhii dürdane yazmış bi de utanmadan. bildim seni bildim :)
YanıtlaSil